Ana içeriğe atla

Sosyal Yardımların Gelişimi ve Uluslararası Hukuk Kaynakları

    Kamu aracılığıyla yapılan sosyal yardımlar az ya da çok bütün toplumlarda görülmüş ve zaman içerisinde gelişim göstermiştir. Bu açıdan bakıldığında sosyal yardım kavramı tarihsel olarak ilk devlet organizasyonlarına kadar götürülebilmektedir. 

Uluslararası Çalışma Örgütü ve Phildalphia Bildirgesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ise sosyal yardımların uluslar arası hukuk açısından çeşitli örnekleri olarak gösterilebilir..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çevre Tarihi Disiplini

     Çevre tarihi disiplini, 1960’lı ve 70’li yıllar arsında ortaya çıkan ve görece yeni olan bilimsel bir disiplindir. Dünya genelinde daha sık, karmaşık ve büyük ölçekli şekilde görülen çevre sorunlarına, hava ve su kirliliğine, sera gazı salınımına, iklim değişimi ve canlı türlerinin azalması, iklim değişiklikleri gibi tahribatların farkındalığı uluslararası gündeme taşınmıştır.

Kamu Yönetimi ve Reformun

     Kamu yönetimi alanında yapılan reformların amacı genel olarak stratejik yönetimdir. Dünya’da yönetim alanı, Weber’in bürokrasi teorisindeki merkeziyetçi ve bürokratik sistemlerden daha özerk veya özel kurumlara doğru değişmektedir. Yeni yapılanma, geçmişteki merkeziyetçi bürokratik sistemlere göre daha dinamik ve değişime açıktır. Mevcut kamu kurumlarının mali, idari ve hukuki yapıları stratejik yönetime uygun değildir. Sadece yasal ve kurumsal düzenlemeyle işleyen mekanizmaların stratejik yönetilmesi zordur. Anglo-Sakson kültüründen ilham alan stratejik yönetim anlayışı, Weber’in merkeziyetçi bürokrasi teorisine göre işleyen yapısına uygun değildir. Kurum yapısı ile stratejik yönetim şekli, kurumun büyüklüğü, içinde bulunduğu çevre, önceki yönetim şekli gibi unsurlarla uyumlu olmalıdır.

Çevreci Yaklaşımlar ve Ekolojizm

     Çevreci yaklaşımların ortak kaygısı çevre ve çevrenin korunup geliştirilmesidir. İnsan faaliyetlerinin ülkeler düzeyinde özellikle Sanayi Devrimi sonrası ekonomik büyüme ve kalkınmayı nceleyen yapısının doğal çevrede sebep olduğu tahribat ve bozulmalar, çevreci yaklaşımların düşünce düzeyinden, toplumsal hareketlere dönüşmesinde etkili olmuştur. Özellikle sanayileşmiş ülkelerin kalkınma faaliyetleri en büyük çevre tehdidini oluşturmaktadır.