Ana içeriğe atla

Çevre Sorunları ve Uluslararsılık

    Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası uluslararası toplumda artan çevre bilinci ve buna paralel gerçekleştirilen toplumsal hareketler uluslararası kuruluşları harekete geçirmiştir. Özellikle Birleşmiş Milletler bünyesinde ya da öncülüğünde düzenlenen organizasyonlarda sürdürülebilir bir kalkınma ve gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakmanın yolları konusunda tartışılmış, ilkeler benimsenmiş ve eylem planları hazırlanmıştır. İnsan ve çevre ilişkilerinin çevre lehine düzenlenmesine yönelik gerçekleştirilen organizasyonlar sırasında alınan kararlar üye ülkelerinde katılım onayı ile yürürlüğe konulmuştur.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çevre Tarihi Disiplini

     Çevre tarihi disiplini, 1960’lı ve 70’li yıllar arsında ortaya çıkan ve görece yeni olan bilimsel bir disiplindir. Dünya genelinde daha sık, karmaşık ve büyük ölçekli şekilde görülen çevre sorunlarına, hava ve su kirliliğine, sera gazı salınımına, iklim değişimi ve canlı türlerinin azalması, iklim değişiklikleri gibi tahribatların farkındalığı uluslararası gündeme taşınmıştır.

Çevre ve Çevre Kirliliği Nedir?

     Çevre, insan faaliyetleri canlı varlıklar üzerinde hemen ya da uzunca bir süre içinde dolaylı ya da dolaysız bir etkide bulunabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve toplumsal etkenlerin belirli bir zamandaki toplamıdır.      Canlılar hayatlarını devam ettirirken tek ya da toplu bir ortamda canlı ve cansız varlıklarla etkileşim içinde bulunmaktadır. Canlıların hayatlarını sürdürmek için belli başlı ağlarla birbirlerine bağlı oldukları, etkiledikleri ve etkilendikleri ortama çevre denmektedir. Çevre, dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar ve onların yaşamları için gerekli olan hava, su ve topraktan oluşur. İnsanların doğal çevreyi olumsuz etkilemesi sonucu ortaya çıkan ve çevrenin doğal yapısının bozulmasına, değişmesine ve böylece insanların ve diğer canlıların olumsuz yönde etkilenmesine çevre kirliliği denir.

Kamu Yönetimi ve Reformun

     Kamu yönetimi alanında yapılan reformların amacı genel olarak stratejik yönetimdir. Dünya’da yönetim alanı, Weber’in bürokrasi teorisindeki merkeziyetçi ve bürokratik sistemlerden daha özerk veya özel kurumlara doğru değişmektedir. Yeni yapılanma, geçmişteki merkeziyetçi bürokratik sistemlere göre daha dinamik ve değişime açıktır. Mevcut kamu kurumlarının mali, idari ve hukuki yapıları stratejik yönetime uygun değildir. Sadece yasal ve kurumsal düzenlemeyle işleyen mekanizmaların stratejik yönetilmesi zordur. Anglo-Sakson kültüründen ilham alan stratejik yönetim anlayışı, Weber’in merkeziyetçi bürokrasi teorisine göre işleyen yapısına uygun değildir. Kurum yapısı ile stratejik yönetim şekli, kurumun büyüklüğü, içinde bulunduğu çevre, önceki yönetim şekli gibi unsurlarla uyumlu olmalıdır.